Kalabalıkların Ardındaki Boşluk

Kalabalıkların Ardındaki Boşluk

Kalabalıklar aktı önümden;

Her yüz, başka bir aynanın kırık parçası.

Bir isim aradım dudaklarında,

Sessizlikten başka cevap vermedi hiçbiri.

Sokaklar doluydu;

Fakat ben, görünmeyen bir çölün ortasında yürüdüm.

Ayak seslerim,

Kendi ruhuma çarpıp geri döndü.

Ey kalabalık!

Hangi gölgeye secde ettin de

Hakikatin yüzüne bakamaz oldun?

Neden her alkışın içinde

Bir inkârın yankısı gizli?

İnsan…

Kendinden kaçtıkça çoğalıyor etrafı.

Her omuz, bir duvar;

Her bakış, mühürlenmiş bir kapı.

Gökyüzü sustu o gece.

Yıldızlar bile

İçimde açılan uçurumun kenarında

Titrek bir kandil gibi sallandı.

Anladım ki;

Kalabalık, bedenlerin buluştuğu yerdir,

Ruhların değil.

Ruh…

Kendi mahşerini içinde kurar.

Ne meydanlar kurtarır onu,

Ne de alkışların geçici saltanatı.

Bir gün bütün sesler çekilecek.

Meydanlar, rüzgâra emanet edilecek.

Yüzler toprağın sessizliğine dönecek,

İsimler zamana yenilecek.

İşte o vakit,

Kalabalıklardan geriye

Ne bir alkış kalacak,

Ne de bir gölge…

Yalnız,

Vicdanın karanlığında bekleyen

Ebedî Hakikat,

İnsana kendi adını yeniden fısıldayacak.

Yorumlar (0)

Captcha