Bir rüzgâr geçti içimden, adını kimse bilmedi,
Ne kapılar açabildi, ne de duvarlar yıkıldı.
Yalnızca sessizliğimin derin kuyularında
Bir ömür, kendi yankısını dinleyip durdu.
Gökyüzü eğildi üzerime ağır bir düşün gibi,
Yıldızlar, suskun harflerle geceme dağıldı.
Her biri bir hakikatin kırılmış aynasıydı;
Baktıkça yüzüm değil, eksikliğim çoğaldı.
Ey zaman! Bana verdiğin nedir, aldığın nedir?
Bir avuç toz mu kaldı avuçlarımın içinde?
Yoksa görünmez bir kapının eşiğinde miyim,
Her nefes biraz daha yaklaşırken sonsuzluğa?
İnsan dediğin, ince bir sır taşır göğsünde;
Kendi gölgesinden bile kaçamaz çoğu kez.
Ne kadar uzaklaşsa dünyaya ait seslerden,
Kalbi, tek bir gerçeğin peşinden yürür sessizce.
Ve bir gün perde iner bütün telaşların üstüne;
Ne alkış kalır geride, ne de boş övgüler.
Yalnız vicdan konuşur, en duru diliyle;
İnsan, kendini bulursa bütün yollar eve döner.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın