Gece,
pencerenin önüne sessizce oturdu bu akşam.
Ne benden bir şey istedi,
ne de avuçlarıma teselli bıraktı.
Şehir uzakta değildi aslında;
yalnızca insanlar birbirinden çok uzaktı.
Bir sokak lambası titredi,
sanki bütün yorgunluğu onun omuzlarına yüklemişlerdi.
Bir zamanlar adını söyleyince
içimde bahar açan biri vardı.
Şimdi aynı adı,
rüzgâr bile fısıldamaktan çekiniyor.
Gökyüzü yıldızlarını eksiltmiyor,
ama insan,
bir tek kişiyi kaybedince
bütün göğü kararmış sanıyor.
Ben bu geceyi suçlamıyorum.
Gece yalnızca aynadır;
içimizde ne varsa
onu gösterir sessizce.
Belki sabah olacak,
kuşlar yine aynı gökyüzünde dönecek.
Ama bazı özlemler vardır ki
güneş doğunca da gece olmaktan vazgeçmez.
Ve ben,
bir pencerenin önünde,
çaydan yükselen ince buhar gibi
yavaş yavaş karışacağım karanlığa.
Arkamda yalnızca şu kalacak:
İnsan,
en çok sevdiğinin yokluğunda
kendi sesine yabancılaşıyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın